Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ESPİYE , BULANCAK YÖRESİNE AİT ESKİ MADEN OCAKLARINDAKİ BULUNTULAR  (Okunma Sayısı 2 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hellen_atag
Yönetici
Yeni Üye
*****
Mesaj Sayısı: 15


Üyelik Bilgileri E-Posta
« : 15 Ekim 2008, 15:22:48 »

ESPİYE-BULANCAK YÖRESİNDEKİ ESKİ MADEN OCAKLARINA AİT BULUNTULAR

Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Ankara

ÖZET. —- Giresun bölgesinde 1969 yılında Etibank tarafından yapılmış olan sondajlı maden aramaları sırasında,
Espiye ilçesi yakınlarındaki Karaerik madeni mevkii ile Bulancak ilçesine bağlı Eriklik köyüne ait Tekmezar mahallesi cüruftuk mevkiinde eski devirlere ait maden ocakları saptanmıştır.
Karaerik madenindeki eski maden ocağında kızılağaç kütüğünden oyularak yapılmış iki adet madenci küreği,
Tekmezar mahallesi cürufluk mevkii antik maden ocağında ise kestane ağacı gövdesinden alınan bir kütük parçasından oyularak yapılmış bir adet cevher taşıma teknesi bulunmuştur.
Materyellerin yaşları C-14 analizi ile tarihlenmiştir.
Bu örnekler, Anadolu'da eski yeraltı madenciliğini tanıtan son derece önemli buluntulardır.

I. GİRİŞ

Doğu Karadeniz Bölgesi, bakır, kurşun ve çinko yatakları bakımından geniş rezervlere sahip
bir bölgedir. Bu bölgede maden yataklarının, eski devir madencileri tarafından çağın teknik koşullarına
uygun bir biçimde — bakır gereksinmelerini karşılamak için — işletilmiş olduğunu anımsatan
birçok kalıntı mevcuttur. Özellikle Giresun bölgesi, eski devir madencilik faaliyetlerinin çok
yoğun geçtiği bir yer olarak bilinir, örneğin Espiye ilçesinin 15 km güneyindeki, Osmanlı İmparatorluğu
devrine ait — günümüzde ise yeniden iskân edilmemiş — azınlık köylerinden Lahanos (Lahnas)
ile Espiye'nin 6 km güneyindeki Karaerik madeni mevkiinde saptanan birçok eski maden ocakları
ve cüruf depolarını, konumuza ilişkin yerler arasında sıralayabiliriz (Şek. 1).
Ayrıca Lahanos'un yaklaşık 50 000 tonluk bakır cürufu üzerinde kurulmuş olduğu oldukça
ilginçtir (Topkaya, 1962). Diğer cüruf yığınlarının, Karaerik madeni mevkiinde 300 000 ton (Kovenko,
1939), Karılar madeni mevkiinde 15 000 ton, Ağılık (Ağalık) madeni mevkiinde 50 000 ton
miktarında olması, bölgedeki eski metalürjinin, günümüzde bilinen en iyi kalıntıları olarak.kabul
edilir.
Yukarıda sadece Espiye yöresindeki bilinen ve miktarı tonlarla ifade edilen cüruf depolarına
değindik. Halbuki yalnız Espiye yöresinde değil, tüm Giresun ,bölgesinde azımsanmayacak miktarda
cüruf depoları ve antik maden ocakları vardır. Bazı araştırıcılara göre, bu bölgede M.Ö. 2000 yıllarından
beri madencilik faaliyetlerinin varlığına işaret edilmektedir (Kovenko, 1939). Fakat bu tarihi
doğrulayacak yeterli kanıtlar gösterilmemektedir. Bölgede sadece 19 uncu yüzyılın sonlarına doğru
yabancı şirketlerin bakır işletmesi yaptıkları bilinmektedir (Alpay, 1954), bu bölgeye ait verdiği
raporda, 1885-1900 yıllarında, ingiliz ve italyan şirketlerinin, bakır cevheri elde etmek için yörede
bazı maden yataklarını işletmiş olduklarını belirtmektedir. Sözü edilen antik maden ocaklarından bir
kısmını günümüzde bulmak veya bulunmuş olan diğerlerini ise yemden irdelemek olanaksızdır. Çünkü
Birinci Dünya Savaşı öncesi ile Cumhuriyetin ilânından sonraki ilk dönemlerde yapılan resmî maden
aramaları sırasında büyük ölçüde tahribata uğramıştır. Bu tahribata meraklı yöresel halkın ve doğal
etmenlerin de etkisi büyük olmuştur. Bu nedenle zaten yüzeye yakın bazı eski maden ocaklarının büyük
bir kısmını, günümüzde yeniden — tarihsel ayırımı yönünden — irdelemek ve sınıflandırmak
mümkün değildir. Kanımıza göre Giresun bölgesindeki tüm bu kalıtlar, daha eski devirlerden kalan
bir gelenekle yeraltı maden işletmeciliği ile metalürjinin yüzyıllarca burada yoğun bir şekilde devam
ettiğini ve böyle bir süreç içerisinde geliştiğini belirler.
Günümüzde Karaerik ve Tekmezar eski maden ocakları gibi, göçükler halinde görülen maden
ocaklarının girilebilenlerinin bazılarında, zaman zaman, antik madenci araç ve gereçlerine rastlanmaktadır.
Bulunan antik materyeller bölgedeki eski madencilik faaliyetlerinin şimdilik sadece belirli
bir çağ içerisindeki yerini ve önemini tarihleyerek saptamaktadır (Kovenko, 1939, 1943; Kieft, 1956).
Ayrıca Giresun-Tirebolu, Köprübaşı; Giresun-Espiye, Lahanos yörelerindeki cevher yataklarının,
günümüzde Cu-Zn randımanı bakımından yeniden irdelenerek değerlendirme olanaklarının
araştırılması, bu bölgedeki madenciliğin daha uzun yıllar eski çağlarda olduğu gibi önemini koruyarak
devam edeceğini müjdeler (Bor, 1974).

ESPİYE-BULANCAKTAKl ESKİ MADEN OCAKLARI 119
II. ANTİK MADEN OCAKLARININ GENEL SINIFLAMASI

Anadolu'da, zaman zaman, tesadüf edilen antik maden ocaklarını, genel olarak şu şekilde
sınıflandırabiliriz:
1. Başlangıçtan itibaren yaklaşık olarak en fazla 10-15 m derinliğe inebilen ve kuyu görünümünde
olan maden ocakları;
2. Kuyu görünümünde olup, ulaşılan derinlikten itibaren mineralizasyon zonu boyunca,
doğu-batı veya kuzey-güney, doğrultusunda açılmış çok dar bir galeriden oluşan maden ocakları;
3. Arazide, yüzeyden itibaren ulaşılan derinliğe doğru, eğimli bir galeriden oluşan maden ocakları;
4. Yüzeyden itibaren eğimli olan bir galeride, mineralizasyon zonu boyunca daha derine inebilmek
için, merdiven basamağı şeklinde uygulamaların yapıldığı maden ocakları;
5. Başlangıçtan itibaren kuyu görünümünde olan, fakat sonradan merdiven basamağı şeklinde
devam eden maden ocakları (Şek. 3) olmak üzere genel olarak beş tipe ayırmak mümkündür.
Konumuzu içeren antik buluntular, sınıflaması yapılan maden ocaklarının üç ve dört no.lı
tipinde ele geçmiştir.
Eski madenciler, maden ocakları içerisinde elde ettikleri cevherleri — ulaşımın güçlüğü nedeniyle
— muhtemelen taşından toprağından ayırdıktan sonra dışarıya taşıyorlardı. Cevherden ayrılan
taş parçalarını ise büyük bir olasılıkla cevherin alındığı yerde meydana gelmiş olan boşlukları yeniden
doldurmak için kullanmışlardı. Böylece maden ocağı içindeki duvardan, istenmeyen toprak dökülmelerine
karşı bir ölçüde önlem almış olmalıydılar.
Sözü edilen maden ocaklarıyle bunlarda uygulanan işletme yöntemleri, milâttan önceki devirlerden
yakın çağlara değin Anadolu'nun yeraltı maden işletmeciliğini tanıtmaktadır. Bu nedenle
Anadolu'daki antik maden ocaklarını tarihsel ayırımı yönünden iki ana gruba ayırmak mümkündür:
a. Milâttan önceki devirlere ait maden ocakları;
b. Milâttan sonraki devirlere ait maden ocakları.
irdelemesi yapılan antik madenci araç ve gereçleri ise b gurubu maden ocaklarında bulunmuştur.

ESPİYE-BULANCAKTAKİ ESKİ MADEN OCAKLARI 121
III. ANTİK MADENCİ ARAÇ VE GEREÇLERİNİN BULUNDUĞU YERLER

A. Espiye materyelleri
Antik madenci küreklerinin bulunduğu Karaerik madeni, coğrafî konumu bakmından,
Giresun ili, Espiye ilçesinin 6 km güneyindedir (Şek. 1).
Karaerik madeni mevkiinde 1969 yılında Etibank tarafından başlatılan sondajlı maden aramaları
sırasında tesadüfen antik bir maden ocağı saptanmıştır. Tarihi devirlerde bakır elde etmek
için çalıştırılmış kalkopiritli maden yatağında yaklaşık olarak 100 m uzunluğunda bir galeri açığa
çıkartılmıştır. Bu galeride muhtemelen kovellin minerali içeren ve ayrıca değişme sonucu oluşmuş
bakır sülfatlı oluşumların bulunduğu bir zonda, birbirine yakın iki adet madenci küreği bulunmuştur
(Foto 1,2).
Aynca yörede yaklaşık olarak 300 000 tona ulaşan bir cüruf deposu mevcuttur. Cüruflardan
alınan örneklerin yapılmış olan optik spektrografik yarı kantitatif analiz sonucu:
Analiz sonuçlarından yararlanarak buradaki eski metalurjik faaliyetin sadece bakır külçesi
elde etmek için yapılmış olduğunu söylemek güçtür. Ancak yöredeki bakır cevheri işletmesine ait
—birden fazla— eski maden ocaklarının varlığı, sözü edilen binlerce tonluk cüruf deposunun, çağlar
boyunca süren ve genellikle bakır cevheri ergitmesine ait birikimden oluştuğu görüşünü doğrulamaktadır.
B. Bulancak materyeli
Cevher taşıma teknesinin bulunduğu (Cürufluk mevkii,Giresun ile Bulancak ilçesine bağlı
Eriklik köyünün 3 km güneyindeki Tekmezar mahallesinin çok yakınındadır (Şek. 2).
1969 yılında Etibank tarafından burada yapılan sondajlı aramalarda, tarihî devirlere ait 17 m
uzunluğunda galerisi olan maden ocağının 12 nci metresinde bir adet cevher taşıma teknesi bulunmuştur
(Foto 3). Bu galeri, 12 nci metreden itibaren mineralizasyon zonu doÄŸrultusunda, daha derinlere
inebilmek için yaklaşık 5 metre kadar merdiven basamağı biçiminde devam etmiştir. Galerinin
yöresel ağaçlarla takviye edildiği saptanmıştır. Maden ocağının yakınında yaklaşık olarak 25-30 bin
ton miktarında bir cüruf deposu mevcuttur.
özelliği : Kızılağaç gövdesinden alınmış kütük parçasından oyularak yapılmış bir madenci
küreğidir. İyi bir işçiliğe sahiptir. Bakır sülfat içerikli yeraltı sularının, zaman zaman, etkisi altında
kalmış bu nedenle doğal etmenlere karşı çok iyi korunmuştur. Küreğin sol kenarı ile sapı eksiktir.
Rahat kullanımı sağlamak için kürek sapının arkasına sonradan 7 cm boyutlarında konkav bir yer
yapılmıştır (Şek. 4).
Küreğin eksik olan sol yanı kullanım süresi içinde aynı yönde —sağdan sola— iş gördüğü
için zaman içinde yıpranıp kırılmıştır. Kürek sapının arkasında yer alan 7 cm lik konkav çentik, muhtemelen
bir elin dört parmağının yerleştiği ve küreğin daha rahat kullanılma olanağının yaratılması
için yapılmış olmalıdır. Küreğin yapımı sırasında değil fakat daha sonra, küreği kullanan birey tarafından
yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir.
Ayrıca küreğin maden ocağında muhtemelen uzunca bir süre kullanılmış olduğunu da söyleyebiliriz.
Kullanılırken önceleri az da olsa bakır oksit, küreğin büyük bir kısmına nüfuz etmiş olmalıdır.
Sözü edilen bakır oksit izleri daha çok küreğin arka yüzünde belirgindir. Kürek sapındaki 7 santimlik
çentikte meydana gelmiş oval görünümündeki bakır oksit izleri ile kürek sapının bitim noktasından
ahnan küçük kesitte de halkalar halinde bakır oksit izleri saptanmıştır. (Adı geçen maden ocağı eski
madenciler tarafından terk edildikten sonra burada kalan madenci kürekleri bu defa da bulununcaya
değin daha uzun bir süre bakır sülfatlı suların etkisiyle doğal etmenlere karşı son derece iyi korunmuşlardır.)

ESPİYE-BULANCAKTAKİ ESKİ MADEN OCAKLARI 123

Özelliği : Kürek b, kürek a gibi aynı cins ağaç gövdesinden yani kızılağaçtan oyularak yapılmıştır.
Küreğin ön-arka yüzü ile sapında bakır oksit izleri vardır. Kürek sapının ön yüzünde 13.3
cm boyutlarında konkav bir yer vardır. Küreğin sağ yanı ile kürek sapı eksiktir. Kürek sapı eksik olmasına
karşın uzundur. Bu nedenle kürek ile sapı arasında bir uyumsuzluk vardır.
X
3. Karşılaştırma. — Kürek a ile kürek b kızılağaçtan oyularak yapılmıştır. Kürek a nın
işçiliği çok iyidir. Kürek a özen gösterilerek işlenmiştir. Kürek b nin sapı ile kürek arasında gözle
görülen bir uyumsuzluk vardır (Foto 2). Kürek a nın sapının arkasındaki 7 cm lik konkav görüntü,
kürek b nin sapının ön yüzünde olup, 13.3 cm dir. Kürek a nın sol yanı aşınmış ve kırılmış, buna
karşılık kürek b nin sağ yanı çok aşınmış ve eksiktir. Anlaşıldığına göre maden ocağında çalışan
eski devir maden işçilerinden biri kürekle soldan-sağa diğeri ise sağdan-sola doğru çalışmış olmalıdır.
Ayrıca büyük bir olasılıkla küreklerin sapları gereksinim duyulduğu sürece cevherlerin yerinden sökülmesine
yardımcı olmuştur. Bu nedenle sözü edilen küreklerin sapları eksiktir. Cevherlerin yerinden
oynatılması ve sökülmesine katkıda bulunduğu sürece zamanla aşınmış ve kırılmış olmalıdırlar.
Şayet kürek saplarının uç kısımları bu tür işlerde kullanılmamış olsaydı, anlatımı yapılan küreklerin
sapları günümüze değin sağlam kalmış olacaktı.
Özelliği : Kestane ağacı gövdesinden ahnan bir kütük parçasından oyularak yapılmıştır.
Uç kısımlarında —karşılıklı olarak— ip takılmak için düzenli olmayan 6-7 cm çapında iki delik
mevcuttur. Büyük olasılıkla iki ucundaki çekim deliklerine takılan ip sayesinde, galeri içerisinde
cevherle doldurulmuş cevher taşıma teknesi, dışarıya çekilerek boşaltılıyor ve daha sonra yeniden galeri
içerisine, bu defa diğer ucundaki ip sayesinde çekilmiş oluyordu. Cevher taşıma teknesinin kenarları
çok aşınmış ve bazı yerleri de kırılmıştır. Bu görünüm uzunca bir süre kullanılmış olduğu izlenimini
vermektedir. Cevher taşıma teknesinin içinde ve dışında, yer yer bakır oksit izleri vardır. Ülkemizde
şimdilik bulunan tek örnektir.

ESPİYE-BULANCAKTAKİ ESKİ MADEN OCAKLARI 125
V. MATERYELLERİN YAPIM TEKNİĞİ

A. Espiye materyelleri
Antik madenci a-b kürekleri, kızılağaç tomruğunun ortasından (özünden) uzak sayılan bir
noktadan ve yıllık yaş halkalarının, küreğin sapında ve küreğin kullanılma yüzeyinde, enine paralel
çizgiler olacak şekilde çıkartılmış bir kütük parçasından yontularak yapılmıştır (Şek. 7-8). Küreklerdeki
bu özellik, küreklerin kullanım süresi içinde ortaya çıkabilecek çabuk kırılmaları önleme amacına
yönelik teknik bir başarıyı simgelemektedir. Şayet sözü edilen madenci küreklerindeki ağaca
ait yaş halkaları dikine paralel çizgiler halinde olsaydı, kürekler çok kısa bir zaman içerisinde kırılmış
olacaklardı. Günümüzden yaklaşık olarak 900 yıl önce Anadolu'daki eski madencilerin, maden ocaklarında
kullanmak üzere yaptıkları, küreklerde saptanan bu teknik özellik, rastlantı sonucu değil,
muhtemelen Anadolu'nun milâttan önceki devirlerinden kalmış eski bir geleneğin zaman içindeki
deneysel birikimlerinin geliştirilmiş somut Örnekleri olarak kabul edilmelidir (Kaptan, 1977).
B. Bulancak materyeli
Cevher taşıma teknesi, olasılıkla 109-112 yaşındaki (M. Yüksel Topçuoğlu, sözlü bildiri)
bir kestane ağacı tomruğunun özünden, çapı doğrultusunda, ikiye bölünerek kazanılan bir kütük
parçasının yontularak ve oyularak yapılmasından oluşmuştur. Ağacın yaş halkaları, çekim deliklerine
doğru enine paralel çizgiler halindedir. Dolayısıyle yapım tekniği bakımından dayanıklı olması sağlanmıştır.
Eski madenciler, bu teknik özelliğe, deneysel uygulamalar sonucunda sahip olmuşlardır.

VI. ANTiK MADENCİ ARAÇ VE GEREÇLERİNİN SAPTANAN YAŞI

A. Espiye materyelleri
L Antik madenci küreği (kürek a)
2. Antik madenci küreği (kürek b)
İki materyelde M.T.A. Enstitüsü Tabiat Tarihi Müzesinin mineraloji böylümünün Türkiye
Madencilik Tarihi köşesinde 76.892. a ve 76.892. b envanter numarası ile korunmaktadır. Sözü
edilen antik madenci a-b küreklerinden analiz için alınan örneklerin Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Fizik Bölümü Laboratuvarlarında 5568 yarıömür değerine göre yapılmış olan C-14 analiz sonucunun
verdiÄŸi tarih:
Kürek a nın üç kez, ayrı ayrı, analizi yapılmış ve güvenilecek bir sonuca ulaşılamamıştır. Böyle
bir durumda adı geçen materyelden çok sayıda örneklerin alınıp, analizlerinin yapılarak elde edilen
sonuçların karşılaştırılması gerekmektedir. Mevcut materyelden, genel formunun daha fazla bozulmaması
amacıyle analiz için yeni örneklerin alınması mümkün olmamıştır.
Anlatımı yapılan materyellerden kürek b nin C-14 analiz sonucunun verdiği tarih, olasılıkla
kürek a ile aynı tarihi kapsamalıdır. Çünkü kürek a ile kürek b aynı yerde bulunmuştur. Ayrıca
aynı cins ağaçtan yontularak yapıldıkları saptanmıştır. Bundan böyle Espiye-Karaerik madeni ve
yöresindeki maden yataklarının vardelan başka bir karşılaştırma materyeli olmamasına karşın —yaklaşık
olarak— 11-13 üncü yüzyılda eski Anadolu madencileri tarafından işletilmiş olduğunun kanıtlandığını
söyleyebiliriz. Fakat adı geçen yöredeki eski imalât yerlerinin ilk defa hangi tarihte işletilmiş
olduğu hakkında kesin bir bilgimiz yoktur.

ESPİYE-BULANCAKTAKİ ESKİ MADEN OCAKLARI 127
VII. BENZER BULUNTULARLA KARÅžILAÅžTIRMA

A. Espiye materyelleri
Ülkemizde, Karaerik antik madenci a-b küreklerini karşılaştırabilecek şimdilik en eski buluntu,
Murgul madeni Anayatak kökenli antik madenci küreği olup, milâttan önce birinci bin yılının ikinci
yarısına aittir (Kaptan, 1977). Karaerik materyelleri ise günümüzden yaklaşık olarak 900 yıl öncesini
kapsayan buluntulardır. Murgul antik madenci küreğinin kaba bir işçiliği vardır. Kürek sapının
bitim noktasından itibaren, sağdan ye soldan başlayan kavisli iki hat küreği oluşturmaktadır. Karaerik
antik madenci a-b kürekleri ise iyi bir işçiliğe sahip olup, günümüzdeki kürek tiplerini anımsatan
bir görünümdedir. Kürek a nın sapının bitim yerinden itibaren dışa doğru içbükey sayılan bir kavisle
başlayan çizgi daha sonra dik ve keskin bir çizgiye dönüşüp, bu defa da kürek ucuna doğru kıvrılmaktadır
(Şek. 4; Foto 1). Bu yönüyle kürek b den farklıdır. Kürek b de ise kürek sapının sonundan
itibaren dışa doğru içbükey sayılan bir kavisle başlayan çizgi sonradan küreğe oval bir görünüm verecek
biçime dönüşmektedir (Şek. 5; Foto 2).
Ayrıca sözü edilen küreklerin saplarında, bireyin daha rahat çalışabilmelerini sağlayacak özel
yerler yapılmıştır (Şek. 4-5). Bu nedenle Karaerik antik madenci a-b küreklerinde saptanan ve yukarıda
değinmiş olduğumuz tüm bu özellikler Murgul antik madenci küreğinde yoktur. Karaerik ile
Murgul antik madenci küreklerinin benzer yönleri ise — iki ayrı çağa ait olmalarına karşın — aynı
amaç için yapılıp kullanılmış olmalarıdır. Benzer özellikleri arasında bir de aynı maddeden yani ağaç
kütüğünden oyularak üretilmiş olmalarıdır.
B. Bulancak materyeli
Cevher taşıma teknesinin C-14 analizi ile saptanan yaşını kontrol edecek ve ayrıca biçim
yönünden kıyaslamasını yapacak başka buluntulara sahip değiliz. Bu nedenle cevher taşıma teknesini,
ülkemizde bulunan ve tarihlenen tek örnek olarak kabul ediyoruz.

VIII. SONUÇ

Espiye ve Bulancak yöresindeki eski maden ocaklarında bulunan ve kestane ağacı ile kızılağaç
gövdelerinden alınan kütük parçalarından oyularak yapılmış iki adet madenci küreği ile bir adet cevher
taşıma teknesi, yalnız Espiye-Bulancak yöresinin değil, olasılı tüm Giresun bölgesi maden yataklarının
genellikle 11-13 üncü yüzyıllarda Anadolu madencileri tarafından işletilmiş olabileceği izlenimini
vermektedir.
Cevher taşıma teknesi var olan verilere göre Anadolu'ya özgü tek örnektir. Sözü edilen çağda,
Giresun bölgesindeki tabanı eğimli galerilerden oluşan maden ocaklarında sevilerek kullanılmış olmalıdır.
Günümüzde, maden galerilerinde kullanılan dekovillerdeki araçların prototipi bir araç sayılır.
Konumuzu içeren antik madenci araç ve gereçlerinin C-14 analiz sonuçlarını karşılaştıracak
diğer antik buluntulara sahip değiliz. Ancak Doğu Karadeniz Bölgesinin doğusunda yer alan Murgul
(Artvin) madeni Anayatak kökenli ve eski bir maden galerisinde ele geçen bir ağaç kütüğünden oyularak
yapılmış olan madenci küreğinin C-14 analizi ile saptanan yaşının M.ö. birinci bin yılının ikinci
yarısını kapsaması Doğu Karadeniz Bölgesi maden yataklarının yalnız 11-13 üncü yüzyıllarda değil,
muhtemelen milâttan önceki devirlerden itibaren çağlar boyunca işletilmiş olduğu görüşünü doğrulamaktadır.
Bu nedenle Espiye ve Bulancak yöresi antik maden ocaklarına ait materyellerin verdiği
tarihi, buradaki yeraltı maden işletmeciliğinin ilk başlangıç tarihi olarak kabul etmemek gerekir.
Günümüzde yapılmakta olan yeni maden yataklarının saptanmasına yönelik çalışmalar sırasında
rastlanan çeşitli antik maden ocakları ise açılmış ve temizlenmiş, dolayısıyle konumuza ilişkin
yeni bir araştırma yapılmasına olanak sağlayacak özellikleri kaybetmiştir. Bundan böyle ülkemize
ait madenciliğin çağlar boyunca devam eden gelişimini tanıtacak çeşitli materyeflefe şimdilik sahip
değiliz. Ama bölgedeki binlerce tonluk cüruf depolarının yanı sıra ortaya çıkan anımsanmayacak sayıdaki
antik maden ocakları ile burada bulunan eski devirlere ait madenci araç ve gereçleri, Giresun
bölgesinin Anadolu madencilik tarihi içindeki yeri ve önemini daha da güçlendirmektedir.
irdelemesi yapılan cevher taşıma teknesi ile madenci küreklerini, yapıldıkları madde, yapım
tekniği ve kullanım amaçtan yönünden, Anadolu'da yeraltı maden işletmeciliğinin tarihsel evrimini
oluşturacak materyelleri kapsayan son derece önemli buluntular olarak kabul etmekteyiz.

KATKI BELİRTME

İrdelenmesi yapılan materyelleri M.T.A. Enstitüsü Tabiat Tarihi Müzesi Mineraloji Bölümündeki
Türkiye Madencilik Tarihi köşesine armağan eden Etibank Maden Aramalar Dairesinden
Burhanettin Doyranlı ile Etibankın sondajlı maden aramaları sırasında sözü edilen materyelleri bularak
konuya ilişkin ayrıntılı ön bilgileri veren Tahir Şenel'e, örneklerin Cr-14 analizlerini yapan Ortadoğu
Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü Laboratuvarı Yönetmeni Mustafa Özbakan, Laboratuvar
Teknisyeni A. Küçükekşi ve madenci kürekleri ile cevher taşıma teknesinin yapıldığı ağacın
cinsini saptayan «Orman Ürünleri ve Yararlanma, Orman Endüstrisi Araştırmaları Bölün Başkanlığı
» uzmanlarından M. Yüksel Topçuoğlu'na, M.T.A. Enstitüsünden Ressam Semiha Binzet'e
içtenlikle teşekkür ederim.
Yayma verildiÄŸi tarih, 24 nisan 1979

DEĞİNİLEN BELGELER
ALPAY, B. (1954): Giresun iline bağlı Tirebolu ilçe merkezi ile doğudaki Eynesil bucak merkezi arasında cenup içerilere doğru uzanan bölge dahilinde tezahür eden bakır ve bakırlı pirit yataklarının tespit ve tetkiki hakkında rapor.
M.T.A. Rap., no. 2132 (yayınlanmamış), Ankara.
BOR, Y.F. (1974): Bakır izabesinde çinko problemi ve bu açıdan kompleks bakır-çinko sülfürlü cevherlerin değerlendirişe imkânları. M.T.A. Derg., no. 83, Ankara.
KOVENKO, V. (1939): Espiye mıntıkası bakırlı pirit madenleri grubuna yapılan ziyaret hakkında muhtıra. M.T.A.
Rap., no. 943 (yayınlanmamış), Ankara.
KOVENKO, V. (1943): Bakırlı pirit madenleri bölgesi. Giresun vilâyetinde Espiye ve Görele dolaylarındaki
Karaerik, Ağlık, israil, ilh. madenleri. M.T.A. Mecm., no. 2/30, Ankara.
KİEFT, C. (1956):Harşit nehir vadisi havzası metalik maden yatakları hakkında bazı mülâhazalar. M.T.A. Derg., no. 48, Ankara.
KAPTAN, E. (1977): Murgul madenindeki Anayatak kökenli eski devirlere ait yeni bir buluntu. M.T.A. Derg., no. 89, Ankara.
TOPKAYA, M. (1962): Türkiye'de mevcut eski bakır ve kurÅŸun cürufu yığınları. M.T.A. Rap., no. 3678 (yayınlanmamış), Ankara 
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer:  


Design by Barlonet
Arsiv